8 Aralık 2011 Perşembe

Gs-Fenerbahçe

Her sene aylar öncesinden, daha fikstürün çekildiği ağustos gününden hayaller kurduran, heyecanı günler öncesinden başlayan şu derbiyi hakkında tek kelime etmek istemediğim bi hale getiren insanlara söyleyecek sözüm yok zira 3 temmuzda başlayan süreçten bu yana söyleyecek bi sözüm kalmadı artık, yoruldum.

fenerbahçe geçtiğimiz sezon şampiyon olduğunda kadrosunda lugano gibi bir lider vardı. niang gibi geldiği takımda ve oynadığı milli takımda kaptanlık yapan bir oyuncusu vardı. mehmet topuz gibi 34 maçın tamamında 90 dakika oynayan bir savaşçısı vardı. santos gibi mevkisinde dünyanın en iyilerinden (bunu söyleyince de dalga geçiyorlar da adam arsenal'in bankosu oldu. daha geçen gün van persie, "bana carlos'u hatırlatıyor" diye açıklama yaptı) olan bir adamı vardı. ve bunlara sezon sonunda emenike gibi, şu sıralarda rus ligini sallamakla meşgul olan bir adam eklenmişti.

hepsi teker teker koptu, kopartıldı. tüm bunlara topuz'un sakatlığı da eklendi bugün. takım kenetlense de net bir güç kaybının yaşandığı su götürmez bir gerçek.

süreç bu oyuncuların yerlerini doldurma şansı vermedi fenerbahçe'ye. niang'ın yerine 15 milyon verip lille'den sow'u getirmek zor muydu? değildi elbet. anelka'yı, carlos'u getiren sow'u da getirirdi.. ama olmuyor işte be. eylül ayında sow'u getirdin, ocakta bank asya'ya düşmeyeceğinin garantisi yok. ocağa kadar düşmedin, aldın sow'u. unutturdu niang'ı. bu seferde haziran'da düşmeyeceğinin garantisi yok.

takımın içerisinde bulunduğu durum yönetime ve aykut kocaman'a hastalıklı bölgelere gerekli operasyonu yapma şansı tanımıyor. en fazla pansuman yapılıyor. yoksa onlar bilmiyor mu bienvenu'nun yetersiz, bekir-bilica ikilisinin yarım lugano, ziegler'in santos'un sol ayağı etmeyeceğini.. düşersen kiralık ziegler ve yobo sorun çıkartmadan gider, bienvenu bank asya'da oynamaya ses etmez. peki 15 milyonluk sow?

olmuyor işte. her an düşürülebiliriz düşüncesi boynumuzda ip gibi dururken yüklü transferlerin altına girilip gidenlerin yeri doldurulamıyor. bu şartlar altında yapılabileceklerin en iyisini yapmaya çalışıyor herkes.

en zorunu yapıp ayakta durmaya çalışıyorlar. hak ettiklerini (şike varsa bile bu oyuncuların terini bi kenara atmamıza neden değil) alamamış olmanın, şampiyonlar liginde oynamamanın acısını bi kenara bırakıp bursa'ya, galatasaray'a konsantre olmaya çalışıyorlar. trabzonspor bugün şampiyonlar liginde ikinci tur için kader maçına çıkacakken, emre'nin, alex'in, volkan'ın canı acımamış mıdır diye hiç düşünmüyoruz acımasızca eleştirirken..

bu takımı, aykut'u, emre'yi, volkan'ı yerden yere vurmadan önce herkesin bilmesi gereken bi şey var; bu takım çok zor şartlarda mücadele ediyor. koysanıza yahu kendinizi aykut'un yerine. niang ve emenike gibi adamları kaybediyorsunuz ve yerlerini aynı kalitede adamlarla doldurma şansınız yok zira 3 ay sonranız belli değil. 34 maçın 34'ünde savaşan topuz'un yerine koyun veya. biri geliyor boşuna oynadın hepsi yalandı diyor. kolay değil be. hiç kolay değil.

28 gol atmış geçen yıl alex. milyonlarca insanı 28 kere sevindirmiş 1 yıl içinde. çıkıp "o 28 gol yalandı, kurgulanmış senaryoydu" diyorlar.. "gidiyorum" dese peşine manu'ları, madrid'leri takacak 2005'teki alex değil evet. ama istese bi amerika, katar transferi çok rahat yapar. en kötü ihtimal her dakka twitter'dan kendisine yazan coritiba'ya imza atar, krallar gibi de oynar... gitmiyor. kalıyor, savaşıyor. hak ettiği şampiyonlar ligi'nde çarşamba gecesi ronaldo ve messi ile karşılaşmak yerine pazar akşamı ankaragücü maçında kendini yerden yere atıyor. hani söylemeyeyim dedim de neredeyse şu süreçten mutluluk duymama neden olacak kadar büyüyor yapılan haksızlıklar karşısında.

hayatının en mutlu günlerini yaşarken, 3 temmuz sabahı en zor günlere uyandı bir çok fenerbahçeli.

90'da gol atıp hiç tanımadığınız bir adamla kucak kucağa sevindikten aylar sonra o 90'daki golün bir kurgu olduğunu, stoch'un şutunun direkten dönmesinin, o direkten dönen topun santos'un önüne düşmesinin falan hep önceden kurgulandığını söyleyen gazetecilerin arkasındaki kitleye mantık çerçevesinde açıklamalarda bulunmaya çalıştınız mı?

şekip mosturoğlu'nun oğlunun, eşinin yerine koydunuz mu hiç kendinizi? kumandayı elinize her alışınızda açtığınız tv'de babanızın intihar haberini duyacak olmanın korkusunu hissettiniz mi?

hayalleri, sevinçleri, umutları çalınan 20 milyon insanı yeniden sevindirmek, yeniden hayal kurdurmak gibi kocaman bi göreve soyundunuz mu peki?

evet fenerbahçe eksik. evet fenerbahçe düştüğünde düştüğü yerden kaldıracak bir lugano'su yok. 2 kişiyi sırtına alıp kaleye giden bi niang'ı da yok. tüm bunlara, çalınan sevinçlere, umutlara, hayallere rağmen bu takım hala ayakta. savaşıyor, elinden geleni yapıyor. kime ne diyelim, nasıl kızalım. her şeye rağmen son yılların en büyük paralarını harcayarak en iyi ivmesini yakalayan galatasaray'ı ile aynı puanda fenerbahçe. play off'a dek yapması gereken 1. olacak takımın çok fazla arkasına düşmemek ki öyle bi durum olmayacağı da ortada.

şimdi bu son cümle tebessüm ettirdi kendi kendime. başkanı metriste, yöneticisinin intihar haberleri her gün medyada, golcüsü rusya'da, ruhu fransa'da.. ama fenerbahçe hala ayakta. taraftarı hala şampiyonluk hesapları yapıyor oturduğu koltukta.

bienvenu ile olmaz mı?

bu senede varsın olmasın anasını satayım. nolur arkadaş? lugano gittiği gün demiştim, gene diyorum; bu sene şampiyonluk değil fenerbahçelilik senesi.

.. bir tek seni sevdik gerisi yalan.al

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

The Infamous Middle Finger